Sözleşme özgürlüğü, özel hukukun temel yapı taşlarından biri olmakla birlikte, taraflar arasındaki fiilî ve ekonomik dengesizliklerin yoğunlaştığı sözleşme ilişkilerinde bu özgürlüğün çoğu zaman yalnızca şekli bir görünüm arz ettiği gözlemlenmektedir. Özellikle bir tarafın sözleşme koşullarını tek taraflı olarak belirleme gücüne sahip olduğu durumlarda, irade özerkliği kavramının maddi adalet beklentisini karşılamada yetersiz kaldığı görülmektedir. Bu noktada dürüstlük kuralı, sözleşme serbestisinin içkin bir sınırı olarak devreye girmekte ve maddi sözleşme adaletinin sağlanmasında işlevsel bir rol üstlenmektedir. Dürüstlük kuralı, yalnızca sözleşmenin kurulma anına özgü bir ilke olmayıp, sözleşme ilişkisinin tüm safhalarında etkisini gösterebilen dinamik bir denetim ölçütü niteliğindedir. Taraflar arasında güvene dayalı bir ilişkinin varlığı, sözleşmenin içeriğinin makul sınırlar içinde kalmasını zorunlu kılmakta; bu zorunluluk ise yargısal denetimin normatif temelini oluşturmaktadır. Özellikle önceden hazırlanmış sözleşmelerde, içerik belirleme özgürlüğünün dürüstlük kuralı çerçevesinde sınırlandırılması, adalet fikrinin sözleşme hukukuna yansımasının kaçınılmaz bir sonucudur. Bu çalışma, dürüstlük kuralının sözleşme özgürlüğü üzerindeki dönüştürücü etkisini, şeklî özgürlük ile maddi sözleşme adaleti arasındaki gerilim ekseninde ele almaktadır. İncelemede, dürüstlük kuralının yorumlayıcı, tamamlayıcı ve sınırlayıcı fonksiyonları üzerinden, sözleşmenin içeriğine yönelik yargısal müdahalenin meşruiyeti tartışılmakta; maddi adaletin sağlanmasına yönelik teorik ve metodolojik bir çerçeve sunulmaktadır. Çalışmanın temel amacı, sözleşme adaletinin sağlanmasında dürüstlük kuralının sistematik bir denetim aracı olarak konumunu ortaya koymaktır.
Dürüstlük kuralı, Sözleşme adaleti, Sözleşme özgürlüğü